Almanya'nın eski Tel Aviv Büyükelçisi Steffen Seibert, haftalık Zeitmagazin gazetesine yaptığı açıklamada, Almanya'nın İsrail'e yönelik desteğinin her türlü davranışı kapsamadığını ifade etti. Seibert, Almanya'nın İsrail'i bölgedeki tek demokrasi olarak gördüğünü ancak bu durumun 60 yılı aşan işgal politikalarını desteklemediğini vurguladı.
Seibert, 1967 yılında uluslararası toplum tarafından tanınan sınırlar içindeki İsrail için büyükelçi olarak görev yaptığını hatırlatarak, Gazze ve Batı Şeria'nın işgal altında olduğunu belirtti. Doğu Kudüs'ün ise nihai statüsü henüz belirlenmemiş bir şehrin parçası olduğunu dile getiren Seibert, Almanya'nın yükümlülüğünün bu sınırlar içindeki İsrail için geçerli olduğunu söyledi.
İsrail'in Hamas, Hizbullah veya İran tarafından tehdit edildiği durumlarda Almanya'nın İsrail'in yanında durması gerektiğini belirten Seibert, bu desteğin Ürdün Vadisi'ndeki Yahudi yerleşimciler için geçerli olmadığını ifade etti. Seibert, uluslararası hukuka göre bu yerleşimlerin yasa dışı olduğunu ve Alman 'devlet aklı'nın başka bir halka karşı üstünlük duygusunu desteklemediğini aktardı.
Seibert, ayrıca İsrail'in varlığını sorgulayanların Almanya'nın karşıtı olduğunu ifade ederken, Filistinlilerin de İsrail halkının kendi devletinde yaşama hakkına saygı duyması gerektiğini belirtti. Seibert, Fransa ile birlikte net bir Avrupa tavrı sergilemek ve yerleşim politikalarına karşı tutumu netleştirmek gerektiğini vurguladı.
Bilim alanında İsraillilerin uluslararası değişim programlarından genel anlamda izole edilmesine karşı çıkan Seibert, İsrail bilim dünyasının ağırlıklı olarak liberal demokratik görüşleri temsil ettiğini belirtti. Seibert, bu kesimin hükümete karşı kendi mücadelesini verdiğini ifade ederek, bu kesimin dışlanmaması gerektiğini savundu.