Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de kabul edilen 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' hakkında yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, kamuoyunda 'çerçeve yasa' olarak bilinen düzenlemenin, 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda yeni bir aşamanın başlangıcı olduğunu ve bu sürecin birererli birererlik olarak 'milli beka meselesi' olduğunu ifade etti.
Bahçeli, söz konusu kanunun Türkiye'nin uzun yıllara yayılan terörle mücadele müktesebatının hukuki alandaki sonucu olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, terörün sadece silahlı unsurların etkisizleştirilmesiyle değil; terörü besleyen siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminlerin tasfiye edilmesiyle tamamen ortadan kaldırılması gerektiği belirtildi. Bahçili, etnik ve mezhebi mülahazalarla oluşturulmak istenen ayrışmaların engellenmesi ve devletin egemenlik hukukunun ülkenin tamamında hakim kılınması gerektiğini dile getirdi.
Sürecin önemine dikkat çeken Bahçeli, 'Kaybedecek vaktimiz yoktur' ifadesiyle hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Bahçeli, bu tarihi fırsatın gayri milli odakların istismar alanına dönüşmesine izin verilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Kanunun kabulünün bir son değil, daha müteyakkız olunması gereken bir başlangıç olduğu vurgulandı.
Bahçeli, açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün hiçbir şekilde müzakerenin konusu yapılamayacağını sert bir dille ifade etti. Terörün tamamen tasfiye edilmesinin, şehitlerin ve gazilerin mücadelesinin boşa çıkmadığının en açık göstergesi olacağını belirten Bahçeli, bu sürecin kendi milli iradesiyle çözülmesi gerektiğini ifade etti.
Söz konusu kanun, 10 Ağustos'ta 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oy ile Meclis Genel Kurulu tarafından kabul edildi. Bahçeli, 22 Ekim 2024'te dile getirdiği 'Terörsüz Türkiye' çağrısının bu anlayışa dayandığını ve bölgedeki terör örgütlerinin jeopolitik mücadelelerde araçsallaştırıldığı bir dönemde, sorunun kendi iradesiyle çözülmesinin ertelenemez bir zorunluluk olduğunu kaydetti.