Otomotiv dünyasında 1930'larda başlayan güvenlik sistemleri çalışmaları, yaklaşık bir asır içerisinde mekanik çözümlerden elektronik ve otonom teknolojilere uzanan bir dönüşüm yaşadı. İlk otomobillerde far ve sinyal sistemlerinin dahi bulunmadığı dönemlerde yegane güvenlik önlemi fren sistemi olarak öne çıkarken, günümüzde kontrolü sürücüden alan otonom sistemlere doğru bir gelişim kaydedildi.
Carl Benz'in 1886 yılında ilk otomobilin patentini alması ve Henry Ford'un 1908 yılında T modelini seri üretime geçirmesiyle güvenlik önlemlerinin gelişimi hız kazandı. 1951 yılında hidrolik direksiyon, 1958 yılında ise hız sabitleyici gibi yenilikler kullanılmaya başlandı. İlk emniyet kemeri 1903 yılında uygulanmış olsa da, günümüzde yaygın olarak kullanılan üç noktalı emniyet kemeri 1959 yılında icat edildi.
1971 yılında kilitlenme karşıtı fren sistemi (ABS) devreye girerek frenleme güvenliğini artırdı. 2000 yılında daha önce sadece askeri amaçlarla kullanılan uydu navigasyonu sivil araçlarda kullanılmaya başlandı. 2010'lu yıllarda ise hız sabitleyici ve şerit ortalama özelliğine sahip araçlar yollarda daha sık görülmeye başlandı.
İlk dönemlerdeki mekanik sistemlerin yerini zamanla hidrolik frenler ve gelişmiş sürtünme malzemeleri aldı. Kaza anında sürücü ve yolcuları koruma odaklı bir yaklaşımla araç gövdeleri çelik iskeletlerle güçlendirilirken, iç mekanlar hava yastıklarıyla donatıldı. Ayrıca çarpışma enerjisini emen kaporta ve donanım değişiklikleri ile araçların savrulmasını ve rüzgardan etkilenmesini önleyen teknolojiler üretime dahil edildi.
Güvenlik testleri 1950'lerde standart haline gelirken, 1966 yılında ABD'de Milli Taşımacılık Güvenliği kuruldu. Avrupa'da ise 1997 yılında Avrupa Yeni Otomobil Değerlendirme Programı (Euro-NCP) devreye girdi. Bu süreçle birlikte güvenlik testleri üretici firmalar yerine bağımsız kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmeye başlandı.