ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamalarda, İran İslam Cumhuriyeti'nin çöküş sürecinde olduğunu ve ordusunun geniş kesimlerine maaş ödeyemediğini ileri sürdü. Trump, Tahran yönetiminin protestocuları sadece eylem sırasında değil, eylem yapmadıkları anlarda bile daha önce görülmemiş düzeyde öldürdüğünü savunarak, yaşanan durumun korkunç boyutlarda bir insani kriz olduğunu ve derhal durdurulması gerektiğini ifade etti.
Trump'ın bu açıklamaları, İran'daki idam cezalarına yönelik uluslararası tepkilerin arttığı bir dönemde geldi. 12 Ağustos'ta Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada'nın da aralarında bulunduğu 32 ülke, İran'ın ölüm cezasını muhalefeti susturmak amacıyla kullanmasını kınayan ortak bir bildirge yayımlayarak idamların durdurulmasını ve keyfi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Tahran'ın idamları korku yaratmak amacıyla kullandığını belirtti. Türk, 19 Mart 2026'dan bu yana ulusal güvenlikle ilgili suçlamalar nedeniyle en az 56 kişinin idam edildiğini, bunlardan 27'sinin Ocak ayındaki protestolarla bağlantılı davalardan olduğunu ve 100'den fazla kişinin idam riskiyle karşı karşıya bulunduğunu açıkladı.
İnsan hakları örgütleri de farklı veriler paylaştı. Washington merkezli Abdorrahman Boroumand Merkezi, 2026 yılının ilk yedi ayında İran'da en az 901 idam kaydettiğini bildirdi. Öte yandan Trump, daha önce 800'den fazla göstericinin idamının durdurulduğuna dair kendisine güvenilir kaynaklardan bilgi geldiğini öne sürmüş, ancak İranlı yetkililer bu iddiayı doğrulamamıştı.
Trump, daha önce de İran'daki uygulamalara yönelik eleştirilerde bulunmuştu. Nisan ayında sekiz İranlı kadının idam edilmesine ilişkin çağrısının ardından kadınların affedildiğini açıklamış, ancak Euronews Farsça soruşturması bağımsız insan hakları örgütlerine dayanarak, bu kadınlardan yalnızca Beita Hemmati'nin gerçekten idam cezasına çarptırıldığını ortaya koymuştu.