Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2026 yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye'nin demografik yapısında köklü bir değişim yaşandığını ortaya koydu. Verilere göre, 0-14 yaş grubundaki çocuk nüfusun toplam nüfus içerisindeki payı yüzde 20,4 seviyesine geriledi. 2000'li yılların başında yaklaşık yüzde 30 olan bu oranın gerilemesi, doğum eğilimlerindeki değişimin nüfus yapısına yansıması olarak kaydedildi.
Nüfus piramidinin üst kısmında ise genişleme kaydedildi. 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 11,1'e yükseldi. Bu artışla birlikte Türkiye, yaşlı nüfusun ağırlığının belirgin biçimde arttığı ülkeler grubuna dahil oldu. Nüfusun kendini yenilemesi için kabul edilen 2,1 seviyesinin altında kalan doğurganlık hızı, bu demografik dönüşümün kalıcı olabileceğine işaret ediyor.
Demografik dönüşümün temel göstergelerinden biri olan ortanca yaş, Türkiye genelinde 34,9 olarak hesaplandı. Bu rakam, 2000 yılında 24,8 olan ortanca yaşa kıyasla 26 yılda 10,1 yıllık bir artışa tekabül ediyor. Cinsiyet bazında bakıldığında kadınlarda ortanca yaş 35,7, erkeklerde ise 34,2 olarak açıklandı.
İleri yaş gruplarında kadın nüfusunun daha belirgin olduğu görülüyor. 65-69 yaş grubunda erkek nüfusu yaklaşık 1,6 milyonken kadın nüfusu 1,7 milyonun üzerinde bulunuyor. 75-79 yaş grubunda erkek nüfusu 755 bin seviyesine gerilerken kadın nüfusu 1 milyonun üzerinde kalıyor. 90 yaş ve üzeri grupta ise kadın nüfusu 180 bine yaklaşırken erkek nüfusu yaklaşık 77 bin olarak kaydedildi.
Yaşlı bağımlılık oranı dikkate alındığında, çalışma çağındaki her 100 kişiye düşen 65 yaş üzeri kişi sayısı yüzde 16,2 olarak hesaplandı. Uzmanlar, yaşlanma eğiliminin önümüzdeki dönemde sağlık harcamaları, emeklilik sistemi, sosyal politikalar ve iş gücü piyasası gibi geniş bir alanda etkisini göstermesini bekliyor.